Giriş

Kooperatif; ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaç ve istekleri müşterek sahip olunan ve demokratik olarak kontrol edilen bir işletme yoluyla karşılamak üzere gönüllü olarak bir araya gelen insanların oluşturduğu özerk bir teşkilattır. Kooperatifler, toplumsal kalkınmayı geliştiren ve ticari işletmeler için temel sağlayan özgün bir modele dayanmaktadırlar. Bu işletmeler aşağıdaki özellikleri bünyesinde barındırırlar:

  • Ortakların sahipliği, ortaklarına hizmet etme ve ortaklarınca yönetilme,
  • Kendi kendine yetme, kendi kendine sorumluluk, demokrasi, eşitlik, adalet ve dayanışma birlik,
  • İlkelere dayalı işletmecilik:

1.Gönüllü ve açık üyelik,
2.Ortakların demokratik kontrolü,
3.Ortakların ekonomik katılımı,
4.Özerklik ve bağımsızlık,
5.Eğitim, öğretim ve bilgilendirme,
6.Kooperatifler arası işbirliği ve
7.Topluma karşı sorumluluk.

 

Yardımlaşma ve dayanışma yoluyla ortaklarının ihtiyaçlarını karşılama anlayışı etrafında oluşan kooperatifler, toplumun ve ülkenin ekonomik, sosyal ve demokratik gelişimi açısından önemli bir işlev görürler. Dayanışma ve ortak hareket etme anlayışı ekonomik faaliyetlerde verimlilik ve başarı sağlarken, toplumsal huzur ve kardeşliğin gelişmesine de olumlu katkıda bulunur.

Farklı sektörlerde çeşitli hizmetler sunan ve çok sayıda kişinin bir araya gelerek oluşturdukları yapılarda başarıyı yakalamak zor gözükse de temelinde dayanışma ve insan odaklı anlayış olan kooperatifler, günümüzde başarılı işletmecilik modeli haline gelmişlerdir.

Kuruluş yıllarında her zamankinden daha fazla dayanışma ve ortak hareket etme gücüne ihtiyaç bulunan Türkiye’de, söz konusu ilişkilerin kurulmasında kooperatifler önemli ölçüde buluşma yeri olmuştur. Tarımdan sanayiye, konut üretiminden taşımacılığa kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren kooperatifler, Türkiye’nin büyüyüp gelişmesinde önemli görevler üstlenmişlerdir. İlk kurulduklarında öncelikle kırsal alanda istihdam sağlayan ve çiftçilerin finansmana erişimini kolaylaştıran kooperatifler, günümüzde sigortacılıktan enerji üretimine, sağlıktan eğitim hizmetlerine kadar geniş alanlarda işletmecilik alternatifleri sunmaktadır.

Kooperatiflerin ülke ekonomisi ve sosyal yaşamına etkileri şüphesiz önemli ve değerlidir. Ancak geçmiş dönemlerde gerek kooperatiflerin yönetim süreçlerinden ve gerekse diğer sorunlardan kaynaklanan nedenlerden ötürü başarısız uygulamalarla karşılaşılmıştır. Başarısız kooperatifçilik deneyimleri, ülkemizde kooperatifçilik imajını olumsuz etkilemiştir.

 

Gerekçeler

 

Kooperatifçilik, dünyada her geçen gün önem kazanmaktadır. 2012 yılı Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Kooperatifçilik Yılı” olarak kabul edilmiş ve birçok etkinlik ile kooperatif hakkında farkındalık ve bilinç oluşturulmaya çalışılmıştır. Ülkemizde kooperatifçiliğin yüzyılı aşkın bir geçmişi vardır. Ancak son yıllarda kooperatifçiliğin ciddi sorunları ortaya çıkmıştır. Bu sorunlar arasında; verimsizlik, algı, üretim, kötü yönetim, borçlar vb. türü kavramlar sayılabilir.

Dünya ölçeğinde bakıldığında, gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde kooperatifler çok önemli roller oynamaktadır. Bu ülkelerde, tarım ve gıda başta olmak üzere, bazı sektörlerde piyasa belirleyicisi kooperatiflerdir. Ülkemizde, yüz akı az sayıda kooperatif bir yana bırakıldığında, başarılı örnek bulmakta zorlanılmaktadır. Tarımın halen büyük bir istihdam ve üretim alanı olduğu ülkemizde, kooperatif örgütlenmelerine büyük ihtiyaç vardır.

Toplumsal kalkınmanın yolu insanların örgütlülüğünden geçmektedir. Özelikle kooperatifler kurulma biçimleri, işleyişleri ve işlevleri ile bu ihtiyaca doğrudan cevap vermektedir. Kırsal kalkınmanın her başarı hikayesinin içinde kooperatiflerin olması tesadüf değildir. Bu duruma ülkemiz tarım sektörünün taşıdığı yapısal sorunlar eklendiğinde kooperatifçiliğin gelişmesinin önemi ortaya çıkmaktadır. Benzer şeyler, kentlerde yaşayanlar dahil her bir tüketicinin örgütsüzlüğü hakkında da söylenebilir. Milyonlarca tüketici, kendisine sunulan ürünü; sunulan fiyat, miktar ve kalitede almak zorundadır.

 

Kooperatifçilik alanındaki sorunlar az çok bilindiğine göre çözüme yönelik faaliyetlerde bulunma ihtiyacı vardır. “Sorun neredeyse çözüm oradadır” ilkesinden hareketle kooperatifçilerimizin bilinç, bilgi ve farkındalık düzeylerini eğitim ve yeni yöntemler yoluyla yükseltmek esastır.